|
“intihar eylemcisinin eve dönüşü”

ANNE
BEN GELDİM
İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde görevli Emniyet
Amiri Serdar Bayraktutan, terör şubesinde gözaltına
alınanlarla ilgili yaşadığı anıları anlatan bir kitap yazdı.
Gerçek operasyon ve yaşam öykülerinden esinlenerek kaleme
alınan kitap, hayatından vazgeçmiş intihar eylemcilerinin
düştükleri örgüt tuzağından el verilerek çıkarılma
hikâyelerinden oluşuyor. 'Anne ben geldim' adlı kitapta,
terör uzmanlarının gözaltına alınan örgüt üyelerini yeniden
topluma kazandırma süreçleri, terörle solan hayatların
geleceğe merhaba deyişi gözler önüne seriliyor. Bu kitap
içeriği yönünden bir ilk olarak kabul ediliyor.
“ İki ayrı ülkeden geçerek örgüte ait Hınere kampına
ulaştım. Bizi kampa götüren bir istihbarat ajanıydı.
Gittiğimiz her yerde o ülkenin dış istihbarat ajanlarınca
karşılanıyorduk. Siyasi ve askeri eğitim aldıktan sonra
İstanbul’a gelmiştim. Halktan biri gibi davranacak ve
gelecek talimat doğrultusunda eylem yapacaktım. İstanbul’a
gelişimin üzerinden sekiz ay geçmiş ve ben şehir hayatına
iyice alışmıştım. Derken kurye vasıtasıyla örgütten bir
paket geldi. İçinde 200 Avro, Samsun sigara paketlerinin içi
boşaltılarak zulalanmış sekiz adet elektrikli fünye, bana
A-4 patlayıcı gönderecek kişiye ait telefon numarası ve
eylem yapılacak yer… Okuduğumda kalbimi yerinden
çıkaracakmışçasına hareketlendiren, damarlarımda akan kanı
durduran ve vücudumu buz kesen eylem yeri… Bu yeri ne ben
yazayım ne de siz okuyun, ama bir düşünün, insanım diyen hiç
kimsenin aklından geçmeyecek bir yer… 14 Temmuz ile 15
Ağustos tarihleri arasında bu eylemi yapmamı istemişlerdi.
Ne yapacağımı bilmez bir haldeydim...Bunalmıştım, kendimden,
bulunduğum yerden, mümkün olsa dünyadan kaçmak, uzaklaşmak
istiyordum. Çaresizlik içinde bir çıkış yolu ararken babamın
vasiyeti aklıma geldi. Ah baba! Bilseniz sizleri ne de çok
özledim. Hemen atladım ve Çanakkale’ye gittim. Bulacaktım,
Vanlı dedemin mezarını bulacaktım. Nihayet başındaydım.
Oturdum, ağladım, ağladım, ağladım… Buluncaya kadar epey
dolaşmış ve ülkemizin hemen her yöresinden şehit düşen
dedelerimizin olduğunu görmüştüm. Yoruluncaya kadar hepsine
fatiha okudum. Güneş batmak üzereydi ama benim içim
aydınlanmıştı. Orada eylemden vazgeçip kendimi ihbar ettim.”
Bu sözler terörle mücadeleye yıllarını vermiş bir polisin
yazdığı “Anne ben geldim” isimli kitaptaki yaşanmış
öykülerden sadece biri…
Kitapta, terör örgütü mensuplarının tutuklu bulundukları
cezaevlerinden gönderdikleri gelecek kuşaklara ışık tutacak
yaşam hikayelerinin anlatıldığı mektuplar ve halen Emniyet
Müdürlüğünde sergilenen örgüt mensuplarının kendi elleriyle
yaptıkları hediyeler de bulunmakta…
Anne Ben Geldim isimli kitabın arka kapak yazısı;
" Teröristi bitirmenin en doğru yöntemi onu insan yerine
koymaktır!
Bu kitap, bataklıktaki insanların el verilerek alınmasının
hikâyesidir.
Memleketini zerre kadar seven, onun meselelerine akıl yoran
herkesin muhakkak okumasını tavsiye ederim."
Dr. Cüneyt Ülsever, Gazeteci-Yazar
"Belime bir bomba saracak ve kendimi patlatmaya gidecektim.
Bedenim parçalara ayrılacak; gövdem etrafa savrulacak ve
belki de çevrede bulunan birçok masumun kanına girecektim...
Daha iyi bir gelecek için yola çıkmışken, daha kötü bir
pisliğin içine düşmüştüm. "
"Babam, kırsala gideceğimi nereden anlamıştı bilmiyorum ama
beni karşısına alarak; 'Oğlum, bir gün aklından bu ülkeye
ihanet etme düşüncesi geçerse önce Çanakkale'ye git, şehit
dedenin mezarını bul, ona bir fatiha oku, ondan sonra ne
yaparsan yap,' demişti..."
"İnsanları özgürleştireceğiz diye dağa çıkarttık ve hemen
hepsinin hayatını söndürdük."
"Şüphelendiğimiz bir köylüyü evinin içinde dipçiklerle
döverken, bir çocuğun
bizi izlediğini fark ettim. Babasıyla göz göze geldiler, bu
onların son bakışmalarıydı. Kendime şu soruyu soruyorum:
'Halk için mücadele böyle mi olmalı?'"
"İnsanlar ölüm orucunda iskelete dönüşmüşken, tıka basa
yemek, onlar için sorun değildi. Gültepe'de dört insanın
ölümüyle sonuçlanan olayda A.Tayfun Ö.'nün yaptığı yorum çok
ilginçti: 'Prestij kaybettik.' İnsanların ölmesi sorun
değildi; ama kaybettiği prestij canını sıkıyordu..."
Milyonlarca insanın hayatı terörden etkilendi. On binlerce
masum insanın kanı akıtıldı. Binlerce genç insan ya terör
örgütlerince öldürüldü ya da çeşitli yollarla
kandırılarak birer katil haline getirildi... Ailelerinden,
sevdiklerinden kopup bu örgütlere katılan gençlerin büyük
çoğunluğu kısa süre sonra içine sürüklendikleri çıkmazı fark
etse de, artık ne dönecekleri bir evleri ne de yeniden
başlayacakları bir hayatları vardı...
Hem bu çaresizliğe merhem olmak hem de terör örgütlerinin
çözülmesini sağlamak amacıyla son yıllarda yeni yasal
düzenlemelere gidildi. İçinde bulunduğu çıkmazdan kurtulmak
isteyen insanlara imkânlar sağlandı. İnsanların hangi
koşullarda bu örgütlere katıldığı ve hangi şartlarda
buralarda yer almaya devam ettiği konusunda fikir edinildi.
Terör örgütü, ne kötü muameleden ne de işkenceden korkuyor.
Onu korkutan tek bir şey var: diyalog kurmak
|